Terapi ve yıkılan tabular – 2

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Terapi ve yıkılan tabular – 2
*Herkese merhabalar.. Bir önceki hikayemin devamı niteliğinde olup, tarafımca yine aynı şekilde kurgulanmıştır.. Biseksüel öğeler içermektedir… Umarım beğenirsiniz..

Terapi ve yıkılan tabulardan, terapi sonrası yıkılmış tabulara…..

Herşey iç içe…. Rengarenk ışıklarıyla, akşam vakti bir başka güzel oluyor caddeler… Direksiyon başında, Play listde çalan, David Gilmour’ın soft, progresif soloları eşliginde, psychedelic bir hava katıyor. Şehir içi trafiği orta yoğunlukta.. Çok dikkat çekmeye gerek yok, 50 yi geçmiyorum. Eşim yan koltukta, arkadaki üç arkadaşımızla keyifli şekilde sohbet ediyor. Muhabbet oldukça koyu ve enerjileri yüksek. Ama ben o kadar keyifli değilim.. Araçta 150 gram civarında sativa keneviri ve birkaç ecstasy varken, onlar kadar rahat olamam… O yüzden, sevmiyorum gerginken araç kullanmayı. Karnımda çok hafif bir stres agrısı var…. Bir ara kırmızı ışığa denk geldik… 77…76…75….. Yeşilin yanmasına daha bir dakikadan uzun bir süre var.. Müebbet yermişcesine..

Bir anda etrafta yoğun bir MAVI-KIRMIZI görüyorum.. Hemen arkamızda… Bir ekip arabası… Acaba alış verişten beri takipteler miydi, yoksa normal bir devriye tesadüfü mü…? Bir yandan, dikiz aynasından ekip otosunu kesip, bir yandan da lambalara bakıyordum.. Ciddi anlamda gerildim… Eşim ve arkadaşları aldırış etmeden, keyifli sohbetine devam ediyordu. Gercekten şaşırıyorum bu kadar rahat olabildiklerine…

Teybin sesini bir anda kesip, ‘arkadaşlar, arkamızda polis var. Malzemeleri iyi saklayın’ diyerek bölüyorum muhabbeti.. Hoş, nasıl ve nereye saklanır orasını ben de bilmiyorum. Eşim, ‘sakin ol tatlım,bendeler’ ‘Devriye polisleri onlar’ diyerek sakinleşmemi söyledi.. Paranoya benimkisi biraz da.. Eşim de farkındaydı durumun… Yeşil yandığında, ekip otosunun U dönüşü yapıp gittiğini görünce, bir anda içimde on bin metrekarelik bir alan açıldı adeta… Dümdüz devam ettik.. Bir benzinci de durduk.. Görüntüler, renkler, arabalar o kadar iç içe ki…

Kafam karman çorman, Benzinlikteydik en son, ne ara geldik sahile… Eşimle yan yana denizi izliyoruz.. Arkadaşlarımız neredeler? Demin, arabayla takılmaya bizim eve gidiyorduk? Artı, neden ‘alış veriş’ yapmaya hep birlikte gittik? Ne alaka..? Herşey anlamsızlaşıyordu.. Psychedelic gibi.. Renkler, o kadar muntazam birbirine karışıyordu ki. Gerçeklik mefhumunu yitiriyorken bile, hakikati sorgulayamaz halde olan biteni hissediyorsun sadece…

Mehtabın, sakin denizin üzerindeki soyut yansıması, ruhunu ne kadar rahatlatsa da, onun tüm saplantılarını azdırıp,karanlık derinliğini sahlandıran da dolunaydır…

Herşey tekrar netleşmeye başladı.. Bu sefer hissiyat vardı. Biraz da mahmurluk.. Beynim uyuşmuş gibi. Olan biteni kavrayamayan bir zihinsel bulanıklıkta, tanımlayabildiğim şeyler, kısık sayılabilecek bir klasik müzik sesi (Bir piyano sonatı sanırım), genizimi yakan ter kokusu ve gıcırtı sesleri… Gıcırtı sesleri yaklasır gibi artıyordu. Ter kokusu aynıydı… Bütün bunların yanında, piyano tınıları sinir bozarcasına akıyordu havanın boşluğunda…

Fiziksel hissiyatı da tanımlamaya başlar gibi oldu beyin… Herşey hızlanıyordu.. Bedenim, içgüdüsel olarak, refleks gereği hareket etmek isteyip, bunu başaramdığını idrak ettiği anda, bütün hissiyat, gerçekliğe kavuştu… Bütün o gıcırtılar bir yatağa aitken, havadaki keskin ter kokusunun kaynağı da sevişen iki bedene aitti…

Giyotine benzer birşeye çıplak halde bağlıyım. İsmini bilmediğim tuhaf bir işkence ekipmanı misali. Tek farklı yanı, aynı şekilde kafamın boyun kısmı gibi, iki yanındaki boşluklara bileklerimden de geçirilmiş olmasıydı. Bel hizasında sabitlenmiş olduğundan dolayı, vücudumun geri kalan kısmı da domalmış vaziyette hareketsizdi. Göbeğimin hemen altında da deri yüzeyli, sehpamsı bir şey vardı. Geri kalan kısmımı tutan da oydu.. Kan ter içindeydim. Alnımdan, saç uçlarımdan ve burnumun ucundan ter damlaları, tatlı tatlı yere damliyordu.. Halının desenleri ise, demin gördüğüm rüyanın psychedelic renk karmaşasını anlatiyordu. İstem dışı debelendim.. Ağzımda sıkı sıkı duran bir ağız topu sebebiyle, sesimin çıkmasına imkan da yoktu..

Bir yatak odasındaydım… O şekilde açtım gözlerimi.. Terden gözlerim kızarmıştı. Kafam uyuşmuş gibiydi. Vücudum da öylesine hassaslaşmıştı ki, odadaki seslerin titreşimlerini, memelerimin ucunda ve penisimde hissediyordum adeta… Ne kadar süredir o şekilde baygındım hatirlamıyorum, fakat en son hatırladığım, eşim Gülçinle, evli fuckbuddy’si seksolog doktorunun evine gelmiştik. Sativa döndürüyorduk ve öncesinde de birer uyarıcı hap almıştık….

O vaziyette, tam karşımda, geniş bir yatağın üzerinde, Fuckbuddy’si Gülçin’i ellerinden ve ayaklarından bağlamış, debelenmesi ve orgazm inlemeleri eşliğinde onu beceriyordu.. Siyah ağız topu sıkıca, meme uçlarında da metalik ve büyükçe mandallar takılıydı.. Gülçin delirmişcesine debelenip orgazm çığlıkları atıyordu. Sevgilisi bir yandan vajinasına abanıp, bir yandan da eliyle klitoris bölgesini, geniş parmaklarıyla derinden derinden çimdiriyordu… Uzun uzun devam etti böyle.. Sesler ve görüntü karşısında öyle sertleşmiştim ki… Hareket kabiliyetimin imkansız halde olması, ve yaşadığım sertleşme, kafamın bulanıklığı, o anki azgınlığımı farklı bir boyuta sürüklemişti… Nefes nefese izliyordum. Ağzımdaki o kocaman top sebebiyle, burnumdan o kadar hızlı nefes alıyordum ki.. Burnumdan vakumladığım hızlı oksijen, başımı fena döndürmüştü…

Sonra yavaşça durup ayaklarını çözdü… ve ayak bileklerini bu sefer baldırının arka kısmına bitiştirip, sabitleyip çok sıkı şekilde bağladı… Ve parmaklarını komple vajinasına sokup, masaja başladı.. Eli içinde döne döne gidip geliyordu.. Diğer elinin parmaklarıyla da klitorisini sündürüyordu.. Bir yandan sündürüyordu ve bir yandan dairesel hareketlerle bastıra bastıra ovuyordu.. Gülçin yine orgasm olmaya başladı ve titremeler eşliğinde, çığlık çığlıga fışkırdı… Ağzındaki top yüzünden boğuk boğuk çıkıyordu sesi.. Daha sonra Eller ve ayaklar çözüldü ve biraz dinlendiler…

Eşim, yan taraftaki küçük dolabın üzerinde duran, oldukça kalın, uzun, güzel sarılmış ve içime hazır hale getirilimiş sativayı aldı.. Güzelce yaktı.. Döndürmeye başladılar.. Sıra bana geldikçe, uzanarak, ağzımdakini çıkarıp, bana da çektirdiler.. Konuşmuyorlardı.. Sigara, yarıya kadar gelmişti ve hepimizin kafası ciddi manada ‘olmuştu’. Kül tablasını, aldığı yere geri koydu eşim… Ve ikisi birden yataktan doğrulup, bana doğru hareketlendiler…. ikisinin de yüzünde soğuk ve huzursuz eden, hınzır bir tebessüm vardı…

Gülçin altımda duran sehpamsı şeyi çekti. Bir anda vucudumun baş ve omuzumun olduğu bölüm harici kısmım, tamamen boşta ve desteksiz kaldı.. Başım ve ellerim, aynı hizada, ahşap kalın bir düzlemde sabit, bedenim eğilmiş pozisyonda, hareket etmeme imkan yoktu.. Tüm güç bacaklarımdaydı artık. Bacaklarımı ve belimi rahatlatmak için, sabitlenmiş olduğum boyun ve omuz bölgeme yaslanmaktan başka çarem yoktu.. Gülçin, altımda duran şeyi çekerek önüme kadar getirdi… Genelde yatak odalarında bulunan, deriden yapılma, bir tür makyaj taburesiydi bu…

Bu esnada eşimin fuckbuddy’si de arkamda birşeyler yapıyordu… Bir kapak sesi duydum, çevrile çevrile açılan… Daha sonra ellerin birbirine sürtüldüğü zaman çıkan o sesi…. Ardından tekrar bir kapak sesi…

Gülçin, boynumda sallanan ağız topunu, çenemden tutarak gecirdi ağzıma ve o da arkama geçti.. Aynı sesleri bir daha duydum.. Tüylerim diken diken olmuştu… Kalbim hızla atmaya başlamıştı ki, Gülçin ‘Aç bakalım bacaklarını’ dedi.. Ürkek ürkek açtım.. Arkamı göremiyor, sadece Gülçin ve fuckbuddy’sinin ayaklarını izleyebiliyordum.. Sativanın verdiği rahatlama vardı biraz ama ürküyordum..

Hemen altıma bir örtü serdiler… Daha sonra da popomun aralanıp anüsümün gerildiğini hissettim.. Iki el, popomu aralamış, başka bir elin kaygan kremli parmağı da anüsümde gezinmeye başlamıştı.. Anüsümde gezen parmaklar masaj halindeydi. Aniden kocaman bir parmak girdi makatıma.. Ağzımdan anlık bir inleme çıktı.. Giren parmak ileri geri oynamaya başlamıştı ki, Gülçin’in hemen arkamda çömeldiğini farkettim..

Farketmemle, kaygan bir elin, testislerimi ve penisimi ellemeye başlaması bir oldu… Anüsümdeki parmak dahada da derine girip çıkmaya başlamıştı ki, penisime ve testislerime bir losyon sıkıldı… Akabinde penisim, bir el tarafından kavranıp, sağılmaya başlayınca, bir anda bacaklarımı istemsiz kilitledim. El, bacak aramda kalmıştı.. Müthiş bir şaplak indi popoma. Soğuk ve hafif sert bir tonla ‘Aç bacaklarını’ dedi Gülçin. Açtım bacaklarımı tekrardan ve o el usul usul sağmaya devam etti.. Anüs deliğimden giren parmak, abanırcasına gidip geliyor ve prostatıma temas etmeye başlıyordu… Hafif inlemeye başladığımda ‘şşşşşş’ diye kesiyolardı..

Bacaklarım titremeye başlamıştı artık.. solunumum artmaya başladıkça, penisimi sağan el de hızlanıyordu. Anüsümdeki parmak sayısı da kademeli şekilde artıyordu. Boşalmak üzereyken, parmaklar prostatıma temas etmeya başlamıştı ki istemsiz yine inledim o esnada. Bu sefer öyle bir şaplak indi ki kalcama, acısını gırtlağımda hissettim.. O şaplak sesi odayı inletti adeta… Gözümden yaş gelmeye başladı. Eşim, ‘rahat bırak kendini’ diyordu bana…

Parmak anüsümden çıkmıştı ve penisimdeki el masajı bırakmıştı.. Gülçin tekrar ayağa kalkıp önüme geldi ve deri tabureye oturdu.

Fuckbuddy’si, penisini anüs deliğime sürtmeye başlamıştı, hissediyordum… İki eliyle belimi tutup, aletini tam deliğmin kenarlarına sürterken, eşim Gülçin, ağzımdaki topu çıkarıp dudaklarımdan öpmeye başladı… Bir yandan da suratımı yalıyordu. Arkamdaki alet yavaşça girmeye başlamıştı ki, acıyla inlemeye başladım. Gülçin eliyle ağzımı kapatarak ‘şşşşt’ tepkisini verirken, fuckbuddy’si de tempoyu yavaşça arttırıyordu… Eşim, ağız topunu tekrar geçirdi ağzıma… Sıkıca bağladı.

Anüsüm, ciddi ciddi acıyordu ve ben her acıyla inlediğimde de Gülçin, ya burnumu kapıyor, ya da tokat atar gibi yapıp susturuyordu.. Sevgilisi beni orta tempoda becermeye devam ediyordu… Her inleyişimde uygulanan şiddete, o da kalçalarıma tokat atarak eşlik etmeye başlamıştı…

Gülçin, oturduğu yerden doğrulup, aynalı dolabın önünden eline birşey aldı… Dev bir kırbaçtı bu… Sevgilisi, sağ ayak bileğimden kavrayıp, bacağımı kaldırmıştı.. Artık tüm güç, sol bacağımdaydı… Elinde kırbacıyla, bacağımın kavrandığı sağ yanıma çöreklendi Gülçin.. Sevgilisi becermeye devam ederken, sevgili eşim de, kırbacının ucunu sırayla baldırlarıma, testislerime ve penisime sürttürüyordu… Hafif hafif de vurmaya başlamıştı… Sevgilisi aniden köklemişti yine… Ağzımdan istemsiz bir inleme çıktı ve o anda sol baldırıma iniverdi kırbaç… Gözümde şimşek çakmıştı resmen.. Istemsiz yine inledim…

Gülçin, ‘kapa ceneni’ dedi, hafif sert arası bir ses tonuyla. ‘Sen bağırdıkça, bu devam edecek’ diye de ekledi… Anüsüm uyuşur gibi olmuştu ve aslında deminki kadar da acımıyordu artık.. Gülçin kırbacının ucunu, penisimin ucuna sürtmeye başlamıştı.. Penisim de hareketlenmişti yavaş yavaş.

Anüsümün uyuşması ve dolayısıyla artık acıyı hafif hissetmenin duygusuyla, eşimin de penisimi kırbacıyla usul usul sevmesi ve bağlı şekilde hareket etmek isteyip, edememe unsuru, hoşuma gitmeye başlamıştı… İçtiğimiz şeylerin, vucudumda yarattığı duyusal ve titreşimsel hissiyatı da bu kombinasyona dahil olunca zevk almaya başladım… Penisim de bu duruma reaksiyon gösteriyordu yavaş yavaş… Eşim, kırbacı bırakıp eliyle sevmeye ve sağmaya başlamıştı artık.. Sevgilisi tempoyu arttırarak beni becerirken, penisim de Gülçinin avuclarında büyümeye başlamıştı…

Kendimi serbest bırakıp zevkle inlemeye başladım.. Ve bunu da ‘debelenme’ eşliğinde yapıp, onlara uyum sağladım.. Bunu biraz bilinçli yaptım, çünkü dediğim gibi, hosuma gitmişti bu unsur… Eşim Gülçin, ‘aferim bebeğim’ deyip kasığıma bir öpücük kondurdu ve ayağa kalktı.

Eşim, önümdeki deri tabureye tekrar oturup, ağzımdaki topu çıkardı…. Eliyle yüzümdeki teri sildi, burnumun önünde biriken saçlarımı da yanlara doğru alıp, kulaklarımın arkasında sabitledi… Ve geri kaykılarak, bacağını kaldırdı. Iki elini, baldırının altında birlestirip, ayak tabanını tam burun hizamda tuttu… ‘kokla’ diye emretti…

Penisim kaskatı olmuştu şimdi.. ‘kokladığını duymak istiyorum’ dedi.. O kadar şiddetle koklamıştım ki, o hafif ter kokusunu tüm beyin kılcal damarlarımda hissettim sanki.. Ayak fetişisti olduğumu ve beni nasıl azdırdığını biliyordu eşim…

‘Yeter bu kadar’ dedi Gülçin.. ‘Şimdi yala onu’ diye emretti… Usulca yalamaya başladım.. Topuktan başlayıp, parmaklara kadar tek seferde dondurma yalar gibi yaladım… Sonra tekrar… Ayak serçe parmağından başlayıp, başparmağına kadar sırayla, her birini, uzun uzun sakso çekermişcesine vakumladım… Dilim öyle bir kurumuştu ki, ona bile aldırış etmiyordum… Bunun etkisiyle becerilmek daha bi zevke getirmişti beni…

Bu arada tempo yavaş yavaş artıyordu ve inlemeye başlamıştım.. Sevgilisinin penisi, prostatımı ciddi ciddi uyarıyordu. Penisim taş gibi olmuştu.. Başım döner gibi oluyordu artık.. Tutsak halde, muthiş bir doluluk hissindeydim. Bu sefer bilincsizce orgazm olduğumu, ve bağlı olduğum şeyden kurtulmaya çalıştığımı farketmeye başladım ve saklamadım bunu.. Ben kurtulmaya çalıştıkça eşim Gülçin ve sevgilisi daha bir kontrolden çıkıyordu sanki…

Gülçin’in fuckbuddy’si beni hem beceriyor, hem de kalcalarımı tokatlıyordu. Gülçin de tabanlarını yalatırken, hem bizi izliyor, hem de kendini parmaklıyordu.. Dakikalarca sürdü bu ‘ritüel’ Odanın içinde müthiş bir ses cümbüşü vardı..

Eşimin sevgilisi, sağ bacağımı iyice kaldırmıştı. Penisim, patlamaya yakın bir yanar dağ gibiydi adeta.. Sol bacağım zangır zangır titrerken, penisimin ucundan bir anda lav püskürdü resmen…… Sıcak sıcak akıyordu, yer çekimine yenik düşen o lavlar.. Tatlı tatlı uzayışını ve yerdeki örtünün üzerine damlayışını izliyordum.. O şekilde mastrbasyonsuz ilk defa becerilirken boşaldım. Hem de deli gibi….

(Bir kaç dk sonra)

Beni o giyotin gibi şeyden çözüp kurtardılar. Belim tutulmuştu… Yatağın demirlerine tutunup, bir süre öylece kalmıştım.. Hemen dogrulamadım.. Hala nefes nefeseydim… Gülçin ‘aferim bebeğime’ söylemleriyle benim koluma girmişti ki, bağlı olduğum giyotinin arkasındaki manzarayı görünce irkildim…

Fuckbuddy’sinin eşi de odanın içindeydi.. Duvardaki özel yapım ve dik duran kocaman bir X’e, ellerinden ve ayaklarından bağlı, meme uclarında takılı kalın, metalik mandallarıyla ve ağzı tıkalı vaziyette bizi izliyordu…

The End….

Devamı için gidip kafamı biraz ‘beslemem’ lazım.. Okuduğunuz için teşekkürler.. O

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir